Önceki gün Van yollarında Van'ı
arıyordum. Hatuniye'de, Kazım
Karabekir'de, Cumhuriyet'te, İkinisan'da, İskele'de ve adını
sayamadığım diğer yollarda. Etrafta
sadece acının izleri ve umutla
bekleyen insanlar vardı. İnsanları
görüntülemeye çalışıyordum. Hatta
birisi "gazeteci misiniz"
diye sordu. "Hayır, ama sizlerin
sesi olmaya çalışan bir Vanlıyım"
dedim. Hava da kararmak üzereydi.
Uyuyorduk. Birden uyandım ve
dünya yıkılıyor diye bağırdım.
Deprem devam ediyordu. Sesimle
beraber ailedeki diğer bireyler de
uyandı. Kaçmak istedik, kaçamadık!
Hâlen devam ediyordu. Bir an durdu
yine devam etti. Bu şekilde hayli
bir sürdü. Elektrikler de kesilmiş
durumdaydı. Şiddetini öğrenmek için
bilgisayarı da açamazdım ya. Radyo
aracılığıyla şiddetin 5.0 Kevenli
üssü olduğunu öğrendim. Sonra mı?
Uyumaya çalışıyorsunuz ama
uyuyamıyorsunuz. Depremi an be an
yaşarken acaba şimdi bize ne olacak,
ölecek miyiz gibi düşünceler... Bir
yandan da etraftan gelen çığlıklar.
Herkes uyanmış olmalıydı. Herkes dua
ediyor olmalıydı. Dua etmek için de
adeta depremi beklemişler.
MEB 8. sınıfta ve 12. sınıfta okuyan
öğrencileri başka illerdeki
pansiyonlara yerleştirecek. Böylece
önümüzdeki SBS ve YGS (YGS ve SBS
kelimelerinde sınav kelimesinin
olduğunu biliyorum.)
sınavlarında başarımızı
kaybetmeyeceğiz. Peki, gerçekten de
öyle mi olacak? Bu ülkede, bu ilde
sadece bunlar mı var? Mezun olup da
bu sınavlara hazırlananlar yok
mudur? Var, değil mi? Var, ama onlar
öğrenci değil! Onlar MEB için önem
taşımamaktalar. Tabiri caizse
onların canı cehenneme demek daha
doğru olacaktır. Adına MEB diyorlar
ya; yine eksik
düşünmüş.
Sosyal Tesis Projesinde Başarısızlık Bilgisayar
kullanmayı bilmeyenleri bilgisayar
başına oturtmuşlar. Kişi Van'da
olduğu hâlde gönderilmiş diye not
edilmiş. Daha bunun gibi bir sürü
hata. Neden peki? Hem plan yok, hem
de bilgisayardan bir şey
anlamayanları bilgisayar başına
oturtmuşlar. Kişi klavyede
Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası'nı
girene kadar en az 3 dakika geçiyor.
11 basamaklı bir numarayı ekrana
yansıtmak bu kadar zor olmamalı! Öte
yandan kafalarına göre isim silme
yetkisini nerden alıyorlar? Şimdi
itiraz etmeye kalkışsanız başvuru
yapmadınız diyecekler. Kim bilir
belki de başvuru formları şimdi
ıssız bir çöpte ya da kül olup
gitmiştir. Nasıl güveneceğiz? Bu
ülke bunları hak ediyor mu? Bazı
ahmaklar yüzünden ülkeyi karalamak
hoşumuza mı gidiyor? Lütfen artık
birileri duysun ve duruma el koysun!
Bu halk ve bu devlet bunları hak
etmiyor.
Onlar da Dinlemeyi
Öğrenememişler... Geçenlerde 32. Gün Programı'nda
Mehmet Ali Birand'a konuk
olan Van Valisi, Van Belediye
Başkanı ve Kızılay Genel Müdürü bir
araya geldiler. Birand başkana söz
hakkı veriyor, başkan durumu izah
ediyor. Öte yandan Vali söz hakkı
almadan çocuklar gibi konuya
dalıyor. Aynı şekilde Kızılay Genel
Müdürü de aynı davranışı sergiliyor.
Peki, bunlar böyle yaparsa biz ne
yapacağız? Kimi örnek alacağız?
Vali bile dinlemeyi öğrenememişse
bizi kim dinleyecek? Başkan
haksız olabilir, yalan söylüyor da
olabilir. Ama eğer kendisine söz
hakkı verilmişse onu dinlemek
gerekir. Dinleyelim ki kim haklı,
kim haksız görelim.
Belediye Biliyor Sürekli etrafta bir dedikodu.
Güya belediye anons etmiş de deprem
olacakmış. Allah aşkına bu bilgileri
nerden alıyorsunuz? Kimin için
çalışıyorsunuz? Amacınız nedir?
Belediye zaten deprem sürecinde
valilikten farksız kaldı. Nasıl ki
Vali koordinasyonu sağlayamadıysa
belediye de aynı şekilde
koordinasyonu sağlayamadı. Hadi bunu
da geçelim. Belediye kendi internet
sayfasındaki biz anons
yapmıyoruz, kesinlikle inanmayın
uyarısı ne olacak peki?
Eğitimi Ele Alırsak! Önümüzde zor bir süreç var. Bu
süreçte eğitimin devam etmesi için
ya çadır okullar kurulmalı ya da
öğrenciler diğer illere
gönderilmelidir. Ancak bazı veliler
çocuklarını başka illere göndermek
istemiyorlar. Hatta bazıları 5
Aralık 2011 tarihinde açılması
beklenen okullara çocuklarını
göndermeyecektir. Okullar hasarlı
olmasalar da kesinlikle öğrenciler
bu okullara alınmamalılar. Çoğumuz depreme
artık alıştık. Öğrencilerin de
depreme alışmalarını sağlamak daha
doğru olacaktır. Bunun da detayını
uzmanlar benden daha iyi
bilmekteler. Daha fazla detay vermek
istemiyorum. Sadece bu süreçte
öğrencilerin beton yapılara
girmelerine karşı olduğumu belirtmek
isterim. Bunun da nedeni zamanla
sahnede olacaktır.
Daha Büyük Deprem Var Bazıları diyor ki büyük deprem
kalmış. Haklı olabilirsiniz. Kendi
pencerenizden baktığınız için
büyüklüğünü de kendiniz hayal
edebiliyorsunuz. Kesinlikle size hak
veriyorum.
Ben şahsen birilerinin beni
bildiklerini bilseydim halkın büyük
deprem olacak söylentilerine kesin
bir yanıt vermek isterdim. Belki bir
gün onun da zamanı gelir.
Bir ip düşünelim. Bu ipin bir
başında Van, bir başında da deprem
var. Ortasında da insanlar var.
Şimdi söyleyin bakalım. İpin hangi
tarafında olmak isterdiniz? Deprem
mi, Van mı?
Deprem Öncesine Dönsek! Şimdi gözlerinizi kapatın ve 23
Ekim 2011 tarihinden önceki geceyi
hatırlayın! O gece ne yaptınız?
Pazar günü için planınız neydi? Bu
konuda görüşlerinizi bana
iletirseniz bir sonraki yazımızda
planlarınıza yer verebilirim.
Ayağa kalk VAN! Ağlamak, sızlamak
sana yakışmıyor. Seni seviyoruz VAN!
Senin için dua ediyoruz VAN! Türkiye
senin için tek yürek...
"Ayağa kalk VAN! Ağlamak, sızlamak sana yakışmıyor!"