16 Aralık 2011 Cuma günü sizlere sunduğumuz "Deprem
Yok(tu)" adlı yazımızın son
paragrafında "Yılın
deprem konulu son bir yazım daha
var. Bu yazıda Erciş'teki
çadırkentleri ve Van il merkezindeki
yardım noktalarında yaşanılanları
yazacağım."
şeklinde belirtmiştim. Bugün 2011
yılının son günü. Bu son günde yılın
deprem konulu son yazımızı sizlere
sunacağım.
Bir Erciş Gezisi
1 Aralık 2011 Perşembe günü
Erciş'teki birçok çadırkenti
dolaştım. Oralardaki hayat inanın
anlatılmaya değerdir. Hatta birçok
yerini görüntüledim. Çadırkentlerde
İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü'nün
çalışmaları anlatılmaz
güzellikteydi. Şimdi İl Sosyal
Hizmetler Müdürlüğü'nün
çalışmalarından gördüklerimi
aktarmak istiyorum. Çadırkentlerde
kahvehaneler kurulmuş; buralarda
satranç, dama gibi oyunlarla halkın
deprem stresinden kurtulması
sağlanıyor. Hemen hemen normal
hayatta aklımıza gelebilecek tüm
etkinlikler Erciş'teki çadırkentlerde mevcut. Ben şahsen
çadırları gezerken koordineli
çalışma nasıl olmalıdır örneğini
gördüm. Orada İl Sosyal Müdürlüğü
tarafından görevlendirilen ekip her
şeyden haberdar olabiliyordu. Hangi
çalışma hangi saatte, hangi çadırda,
nasıl yapılıyor; tüm bunlar sanki
yıllarca yaşanmışçasına ezbere
biliniyordu. Ki bu da çok güzel bir
çalışma. Orada sohbet ettiğim
insanlar da oldu. İnanın
insanlarımız bu hizmetler karşısında
minnettarlar. Oranın halkı da bir
başka güzel. Hele sohbetlerine doyum
olmuyor. Gezdiğimiz her çadırda
muazzam bir tablo vardı. Hatta
çocuklar depremi unutmuşlardı.
Onları görüntülerken gözlerindeki
umudu, cesareti, gücü ve gülümsemeyi
görmemek imkânsız. Çocukların
oralarda sıkılması bile düşünülemez.
Çocuk parkları bile mevcuttu. Tüm bu
çalışma ve hizmetler varken
birilerinin gelip bunları görmezden
gelmesi üzücüdür. Hani bazı
basın-yayın organları Erciş ölüm
kokuyor şeklinde başlık attılar ya;
kesinlikle yanılıyorlar. Erciş hayat
kokuyordu. Orada hayat var ve
yaşanmaya devam edecektir. Bu Van'ın
diğer tüm ilçeleri için de
geçerlidir.
Bir İŞKUR Gerçeği
Geçenlerde İŞKUR'a gittim. İŞKUR da
birçok kurum gibi çadırlarda hizmet
vermekteler. Orada birisiyle
görüşmem gerekiyordu. Orada
çalışanlara soru soruyordum; cevap
alamıyordum. Çünkü siyah 8
işlekti. Ama öte yandan kırmızı 4 da
çift idi. O zaman siyah 3'ü atalım.
Atalım kardeş.
Doğu Belediyeleri Gerçeği
Deprem sürecinde doğu
belediyelerinin çoğu Van için yardım
ellerini uzattılar. Ancak uzatırken
herkesin ellerinden tutamadılar ne
yazık ki. Örneğin; mahallelere
kurulan aşevlerinde sabah çok erken
saatlerde uzun uzun oluşan
kuyruklarda çok kötü bir manzara
oluşuyor. Genç yaşlı demeden
kadınlar kuyruğa giriyorlar. Kimi
zaman sıra yüzünden kavga ediyorlar.
Bir tas çorba uğruna birbirlerinin
kalplerini kırıyorlar. Vanımız
yıllardır nasıl ayakta kaldıysa
deprem sürecinde de ayakta
kalabilirdi. Aşevleri yerine
insanlarımıza başka bir şekilde
yardım eli uzatabilirlerdi. Örneğin;
yardıma muhtaç evlere erzak
verilebilirdi. Bir de işin kötü
tarafı hep ihtiyaç sahibi olmayanlar
bu yardımlardan yararlanıyorlar.
Aynı şekilde başka bir doğu
belediyesi sabahın köründe ekmek ve
mercimek çorbası dağıtımı yapıyor.
Zaman zaman dikkat ediyorum da,
bundan yararlanmak için halk sabah
saat 4 gibi yola çıkıyorlar. Hatta
bazıları kılık değiştirerek birden
fazla kez yardımdan yararlanmaya
çalışıyorlar. Bununla da yetinmeyip
evdeki tüm bireylerle beraber
kuyruğa girip daha çok yardım almaya
çalışıyorlar. Tüm bunlar halkın daha
fazla daha fazla aç gözlü olduğunu
gösterir. Ki bunlar doğru şeyler
değildir. Kul hakkı çok önemlidir.
Hani ihtiyacı olmayan ne diye
başkasının hakkı olacak ekmeğe göz
koyar ki? Hatta bazılarına mercimek
çorbası yetmeyince; çorbaya soğuk su
ekleniyor. Artık ortaya çıkan
hastalıkları siz hesaplayınız.
İpek Yolu'ndaki Bir Aşevi Gerçeği
Dün İpek Yolu'nda gezerken şehir
stadyumun yanındaki bir aşevi gözüme
çarptı. Kuyruktakilerin çoğu
çocuktu. Hava da kararmak üzereydi.
Birkaç tane de yaşlı kadın vardı.
Sonra bunlar gerekli ekmek ve yemeği
alınca evlerine doğru yola
koyuldular. Ben de onların gideceği
tarafa doğru gidiyordum. İnanın
bunlar 3 km gibi bir yol yürüdüler.
Başka mahallelerden gelmiş
olmalıydılar. Bu ekmek ve yemeğe de
ihtiyaçları vardı. Ancak karşıdan
karşıya geçmeleri çok tehlikeliydi.
Küçücük çocuklar; karşıdan karşıya
geçerken kaçışıyorlardı. Biran onlar
için korktum. İpek Yolu'nda trafik
yoğunluğunu ve arabaların hızını
anlatmaya gerek yok zaten. Siz
biliyorsunuz varsayıyorum. Bu
çocuklar için de bir çözüm
bulunabilir aslında.
Bir Gündem Gerçeği
Depremin ilk günlerinde ülkemizin
gündeminde Van depremi vardı. Sonra
bazıları zamanla gündemi
değiştirmeye çalıştılar. Kimi zaman
buna sevindik, kimi zaman da
üzüldük. Ama bazıları çok abarttı.
7.2 şiddetindeki acıyı şeker diye
çiğnediler. Çiğnemekle yetinmeyip
hitap ettiklerine inandıkları halkı
bir yerlere davet etmeye başladılar.
Şimdi daha iyi anlıyorum. Gerçekten
de bazıları bu depremden ders
çıkaramamış. Yazıklar olsun!
Bir Kaçakçılık Gerçeği
Ülkemizde hemen hemen her ay bir
kaçakçılık haberi gündeme oturuyor.
Umut ederim ki bu kaçakçılık zamanla
biter. Çünkü kaçakçılığın
hırsızlıktan hiçbir farkı yoktur.
Hani bazıları bunu geçim kaynağı
olarak görseler de bunun mantıklı
bir yanı yoktur.
Elhamdülillah ben Müslümanım diyen
bir birey ne kaçakçılık yapar, ne
alkol kullanır, ne de hırsızlık
yapar.
Ama ne yazık ki ülkemizdeki karanlık
yüzler bazı gerçekleri kabul etmede
çok geri kalmışlar. Siz onlarla
sohbet bile edemezsiniz. Ettiğiniz
anda hemen partileri ortaya atarak
karşılaştırma yaparlar. İnşallah
bunlar da bir gün gerçekleri
kabullenirler.
Piyango Van'a Çıkacak Gerçeği
İnsanlarımıza doğru bilgi verince
takmıyorlar. Ama yanlış bilgi
verince hoşlarına gidiyor. Allah
aşkına birazcık mantıklı düşünelim.
Piyango Van'a çıkacak söylentilerine
nasıl olur da inanırsınız? Daha dün
enkaz altında değil miydik? Tekrar
nefes almak için dua etmiyorduk? Ne
oldu da bir anda maskeler takıldı?
Bakın bir biletçi daha çok bilet
satmak için bu söylentiyi yaymış
olamaz mı? Hem diyelim ki gerçekten
de Van'a çıkacak? Peki bu dünde
kalan acıları silmeye yetecek mi?
Bilet tutkunu insanları kendilerine
emanet ediyorum.
Yeni Bir...
Daha önceki yazılarımda okulların 26
Aralık 2011'de açılmayacağı yönünde
düşüncelerimi belirtmiştim. Aynı
şekilde depremle ilgili bazı
düşüncelerimi dile getirmiştim.
Şimdi insanlarımız depremi yavaş
yavaş unutuyorlar. Ancak İran'da da
sanki bir hareketlenme söz konusu.
İran deprem açısından çok tehlikeli
bir konumda. Umarım yeni takvim
yaprağında insanlarımız pişmanlığı
yaşamazlar. Söylenmesi gerekenleri
daha önceki yazılarımda detaylı bir
şekilde yazdığım için tekrar yazmaya
gerek duymuyorum. Sadece rabbime
şükürler olsun diyorum.
Benim için hızlı başlamıştı 2011. Su
gibi akıp gitti 2011. Dün gibi
hatırlıyorum 31 Aralık 2010
tarihini. O gün ilde bir bilet alma
telaşı vardı. Hediyelik eşya satan
yerler dolu taşmıştı. Güya gece
kutlama varmış da. Tüm bunlar dün
gibi bugünde. Bugün sabah erkenden
çarşı merkezinde bir gözlem yaptım.
İnanın bir fark yok. Bu gece yine
kutlama yapacaklar, yine içecekler
:(
Kemal Sunal'ın başrolde oynadığı "Korkusuz Korkak"
adlı filmi biliyor musunuz? Bu
filmde Kemal Sunal, Mülayim adını
kullanıyor. Filmde kendisine piyango
çıkıyor ve filmde bir konuşmada
"Arkadaşlar ben zamansız gelen
paranın ancak üstüne ... "
sözlerini dile getiriyor. Bilmem
anlatabildim mi :)
Umarım 2012 yılı bizler için hayırlı
olur. Eğer illaki bu geceyi kutlamak
istiyorum diyorsanız, Mekke diyorum.
"Basit hesaplar yaparak konuşanlar, sahneden ayrılırken arkalarına bakmazlar."