Değerli okurum, son yıllarda
ilimizde dershanelere olan rağbetin
artması, öğrencilerin velililerine;
"Bize dershane yok mu?"
demesine yol açmıştır. Bu durum
ilgimi çektiğinden dolayı bu hafta
bu konuyu ele alıp sizlerle
paylaşmak istedim. Konuyla alakalı
bilgi verirken "Hayatımız
Sınav-2" adlı yazımdan da
alıntılar yaptığımı bilmenizi
isterim.
Kimler Dershaneye Gider?
Hava atmak isteyenler, farklı
insanlarla tanışmak isteyenler, daha
çok başarılı olmak isteyenler, aile
ortamından kurtulmak isteyenler,
stres atmak isteyenler, öğrenmek
isteyenler, unuttuğu konuları
hatırlamak isteyenler, mezun
olduktan sonra yalnız başına ders
çalışamayanlar, sırf arkadaşı
gidiyor diye ben de gitmeliyim
diyenler ve diğer sayamadıklarım...
4., 5., 6., 7. ve 8. sınıftaki
öğrenci kardeşlerim dershaneye
gidiyor. 9., 10., 11. ve 12.
sınıftaki öğrenci kardeşlerim de
dershaneye gidiyor. Bir de 12.
sınıftan sonra mezun olanlar
dershaneye gidiyorlar. İlköğretim
için baktığımızda daha çok 6., 7. ve
8. sınıf öğrencilerinin dershaneye
gittiğini görürüz. Bu da SBS'den
kaynaklanan bir ihtiyaçtan olsa
gerek. Orta öğretim yani lise
dönemini ele aldığımızda daha çok
son sınıf öğrencilerinin dershane
ihtiyacı duyduklarına şahit oluruz.
Bunun da sebebini bilmeyen yoktur
herhalde.
Kimler Dershaneye Gitmeli?
Bana sorarsanız kimler gitmeli diye,
ben de; mezun olduktan sonra toplu
eğitime ihtiyaç duyanlar derdim.
Diğer öğrenci tipleri zaten
okullarında yeterince eğitim
görmekteler. Ek olarak bir de
dershaneye gitmeleri gereksiz olur.
Dershanelerin Gözünden
Bir dershane yönetimi her zaman en
iyi öğrencileri bünyesinde tutmak,
onların elde edeceği derecelerle
reklâm yapmak ister. Hatta birçok
dershane fen lisesi ve buna benzer
iyi okullarda iyi eğitim gören
öğrencileri avlamak ister. Çünkü
o öğrenci onlar için bir sonraki
sene için gelir kaynağıdır. Bazı
dershaneler de en iyi biziz
diyorlar. Diğer dershaneler gibi
derece öğrencilerini ücretsiz
almıyoruz diyorlar. Bunun ne kadar
doğru olduğunu ancak resmi
evraklarla anlayabiliriz.
Konumuzu Biraz da Dağıtalım!
Ülkemizde eğitim sisteminin bozuk
olduğunu bilmiyor değiliz. Bunu 4.
sınıftan itibaren lise dönemine dek
verilen İngilizce eğitiminden
rahatlıkla anlayabiliriz. Aynı
şekilde bu durum Matematik, Türkçe,
Fen Bilimleri ve Sosyal Bilimleri
gibi ana dersler için de geçerlidir.
Bu ana derslerde yeterli eğitimin
verilmediğini düşünenler ek olarak
özel derslere yönelmek
istemişlerdir. Zamanla bu durumun
iyiden iyiye gitmesi dershanelerin
ortaya çıkmasına sebebiyet
vermiştir. Bir dershane derken, iki
derken, üç derken sayı günden güne
artmıştır. Hatta bazılarının kuruluş
amacı ticaret olduğundan zamanla
dershanelerini kapatmışlardır. Bunun
örneklerini de son 5 yılda ilimizde
hayli bir gördük. Tarafsız bir
şekilde dershanelere baktığımızda
neredeyse hepsinin de kuruluş
amacının ticaret olduğunu
görebiliyoruz. Bu durum eğitim
açısından çok üzücüdür. Ülkeyi
yönetenler bas bas ücretsiz eğitim
diye bağırırken bir taraftan da
bazılarının buna gölge düşürmesi
bazı çevreler arasında rekabeti de
beraberinde getirmiştir. Hatta yakın
zaman içerisinde MEB'in dershanelere
göre adım atacağından
kuşkulanıyorum.
Konumuza başlarken dedik ki sırf
arkadaşı dershaneye gidiyor diye ben
de gitmeliyim diyenler de dershaneye
gitmek ister. Her okulda, her
sınıfta muhakkak bu tip öğrenciler
vardır. Peki, bu tip öğrencilerin
kaçının velisi maddi olarak iyi
durumda? Gerçekten de bu veliler
öğrencilerin "Bize dershane yok
mu?" sorusuna evet var
diyebiliyorlar mı? Çoğu diyemiyor ve
istese de diyemezler. Çünkü her aile
dershaneye yıllık 1500 lira ya da
2500 lira verecek maddi güce sahip
değildir. Bu tür aileleri dışlamamak
ve suçlamamak lazım. Bu onların suçu
değildir. Bu aileler maddi durumları
kötü diye gelip sokaklarda bas bas
bağırmıyorlar. Aynı şekilde bu
aileler çocuklarını okula
yazdırırken ilerde karşılarına
bize dershane yok mu gibi bir
soruyla
karşılaşacaklarını da bilmiyorlardı.
Emin olun bilseydiler, belki de
eğitime hiç bulaşmayacaklardı. Hâl
böyle iken ülkemizin eğitimde
gelişmesini bekleyemeyiz.
Eğitim bir ülke için kan gibidir.
Nasıl ki kan insanları ayakta
tutuyorsa, eğitim de ülkelerin
ayakta kalmasını sağlar. Ülkemizde
eğitim ciddi anlamda yetersiz
görülüyorsa bunun olumsuz sonuçları
halkın temsilcileri aracılığıyla
gerekli makamlara bildirilebilir.
Bunun çözümü olarak özel öğretmen ya
da dershaneler umut olmaktan çıkmalı
artık. Özel öğretmenler ve
dershaneler olmadan atalarımız nasıl
kazandıysalar biz de öyle
kazanabiliriz. Yıllar önce bir köyde
çobanlık yapan biri Türkiye
birincisi olmadı mı? O kişinin
durumu çok mu iyiydi? Çok mu
zengindi? Her istediği kitabı var
mıydı? Demek ki isteyince zor
şartlarda olsak bile
kazanabiliyoruz.
Başarılı Olmanın Sırrı
Eğitimde başarılı olmanın sırrı
güncel bir çalışmadan ibarettir.
Güncel bir çalışmada öğrenci dersi
derste iken dinler. Gün içerisinde
işlenen konuları tekrar eder, konu
hakkında sorular çözer. Bir sonraki
gün işlenecek konulara çalışır.
Bunun dışında ek olarak dershaneye
gitmeye ya da özel bir eğitim almaya
gerek yoktur. Bazılarınız ama her
öğrenci aynı değildir diye
düşünecektir. Kesinlikle haklı
olduklarını söylemek isterim.
Elbette her öğrenci aynı değildir.
Ama rabbimiz herkese de eşit beyin
vermiştir. Bazıları defalarca ders
dinlediklerine rağmen anlamıyorlarsa
bunun bir sebebi de çocukluk
dönemidir. Kiminin çocukları evde
büyür, kimininse sokakta... Kiminin
çocukları sorumlu aileye sahipken,
kiminse buna sahip değildir. Bunlar
sadece başlıca örnekler. Daha bunun
gibi birçok detay var.
Bazen başarılı olmak da yeterli
olmuyor. Başarılı olup da bir
topluluk önünde bir çift laf
söyleyemeyenleri gördüm. Hatta
lisede olup da dört işlemi bilmeyen
öğrenciler tanıdım. Daha neleri
tanıdım bir bilseniz. Başarılı olmak
için hep ders hep ders diye yola
çıkılmaz. Ders de çalışacağız,
sosyal faaliyetlere de zaman
ayıracağız ve varsa özel bir
yetenek; o yeteneğimizi de
geliştireceğiz. Ama hiçbir zaman tüm
zamanımızı eğitime ayırmayacağız.
Özellikle sabah okulda eğitim
görürken öğleden sonra da
dershanelerde eğitim görenlere
kızıyorum. Diyorlar ki öğrenci beyni
yorulmaz. Doğrudur, yorulmaz ama
neticede o insanın başka ihtiyaçları
da vardır. (Hayatımız Sınav-2
adlı yazımdan alıntı)
Veliler Aman Dikkat!
Çoğu öğrenci lise son sınıfta iken
başarılı olmalarına rağmen ÖSYM
tarafından yapılan sınavlar sonunda
üniversiteye yerleşmektense bir
sonraki sene hazırlanacağım
düşüncesine kapılır. Çünkü o öğrenci
dershane ortamına ihtiyacı olduğuna
inanıyor, daha doğrusu arkadaşları
tarafından inandırılmıştır. Bu
dershaneye gitme düşüncesi de
dediğim gibi tamamen arkadaş
çevresiyle alakalıdır. Hâlbuki bu
öğrenci dershanede aynı konuları
gördükçe dersten sıkılacak, ben
biliyorum diye soru dahi
çözmeyecektir belki. Bu da zamanla
konuları unutmasına sebep
olacağından sınava tekrar girdiğinde
sonucun değişmediğini aksine daha
düşük bir puan aldığını görecektir.
Tekrar hazırlanmak isteyecek ve
tekrar dershaneye gidecektir. Bu kez
daha duyarlı olacak ve kazanacaktır
belki. Peki, gerçekten kazandı mı?
Geride bıraktığı 2 yılın hesabı ne
olacak?
Sonuç
Ülkemizde eğitim düzene girmediği
sürece "Bize dershane yok mu?"
yaşatılacak, ortaya çıkan rekabetten
bazıları fayda görürken bazıları da
eğitim üzerinden ticaretine devam
edecektir. Bu yazımdan ötürü bana
kızanları empati yapmaya davet
ediyorum.
"Boşa harcanan zamanın hesabını kim verebilir ki?"