"Ben büyüyünce babam gibi doktor
olacağım." "Ben büyüyünce büyük adam
olacağım."
Bir çocuk düşünün! Bu çocuk belli
yaş aralıklarla gelişim sürecine
girer. 7 yaşında eğitime başladıktan
sonra zamanla kendini
sorgulayacaktır. Sorgularken de
kendini bambaşka dünyalarda
sanacaktır. Aslında sorgulamaları
biz büyükler başlatıyoruz. Bir çocuk
gördüğümüzde sorgulamak isteriz ve
her zaman "büyüyünce ne
olacaksın?" sorusunu sormak
isteriz. Peki, bu soruyu sormak ne
denli doğru ya da yanlış? İşte
burada akıllarda soru işaretleri
birikiyor. Peki, neden büyüyünce
engelini var ediyoruz ki? Bir şeyi
yapmak için illaki büyümek mi lazım?
Yoksa büyüyen herkes birer meslek
sahibi midir?
Çok iyi hatırlıyorum ben 9 yaşında
iken büyüyünce ne olacaksın sorusu
bana çok sorulurdu. Lâkin ilkokul
birinci sınıf öğrencisi olan ben hep
aynı cevabı verirdim. Peki, herkes
benim gibi hep aynı cevabı mı
veriyor?
Ben büyüdüm. Artık bana
"büyüyünce ne olacaksın?" sorusu
sorulmuyor ama benim bundan da
memnun olduğum söylenemez. Çünkü
bizler sürekli büyüyoruz. Şöyle ki,
ben 9 yaşında iken bana bu soruyu
soranlar günümüzde de aynı soruyu
başkalarına da soruyorlar mı? Eğer
kendilerini doğanın gelişimine göre
bilgi yönünden geliştirmemişlerse bu
soruyu sormaya devam ederler. Ta ki
bir gün birisi onları uyarana kadar.
Bu kişi ben olur muyum bilmiyorum
ama ilk adımı attığımdan eminim. Bu
soru çok kötü olmasa da geleceğin
nesillerine kötü örnek olduğu açıkça
ortadadır. En basitinden sen
büyüyünce ne olacaksın sorusu bana
ilk sorulduğunda kendimi uçurumda
hissetmiştim. Karşı tarafı tatmin
edip etmemeyi engel olarak
görmüştüm. Oysaki karşı taraf olmak
istediğimiz şeye tatmin olmak
zorunda değil ki. Hem ben belki de
imkânsızı başardıktan sonra
büyüyecektim. O zaman anladığım tek
şey büyümeden isteğimin olamayacağı
olurdu. Gerçekte ne kadar çok dağ
olsa da istisnaların da o kadar çok
olduğunu unutmamak lazım. Her
istisna bir dağ değildir. Ama gün
gelir dağ istisna olursa o zaman ben
büyüdüm de dememek lazım. Çünkü biz
kime göre, hangi yaşa göre büyüyoruz
belli değildir.
Değerli okurum, bu yazımdaki asıl
amacım eğitim sistemine seslenmektir
aslında. Okuma yazmayı öğrenip kısa
sürede temel dersleri bitiren bir
öğrencinin beceri yeteneğinin olduğu
meslekte kendini geliştirmesi kadar
güzel bir şey yoktur değil mi? İşte
bunu yaparken öğrendikçe büyüyecek,
büyüdükçe ufku genişleyecek ve belki
de geleceği aydınlatacaktır.
Bilirsiniz bilgi uğruna çoğu ülkede
beyin göçü yapılmaktadır. Beyine
sahip toplumlar her zaman
kazanmıştır ve kazanmaya da devam
edecektirler. Milyonlarca kişinin baş
edemediği bir orduyla bir beyin
rahatlıkla baş edebilir.
Neticede yapmamız gereken, bilginin
önüne -büyüyünce- engelini
bırakmamaktır. 9 yaşındaki birinin
her şeyi bilmesi mümkündür. Aynı
şekilde 65 yaşındaki birinin de
cahil kalması normaldır. Bunları
anlayışla karşılayıp beyinlerimize
gereken değeri vermeliyiz. Aksi
takdirde beyin göçüyle elimizdeki
beyinlerimizden de mahrum kalırız.
"Eğer başarılı olmak için büyümek şartsa büyük olduğunuzu unutmayın!"