Bugün
dinlemeyi bilmeyen insanı
konuşacağız. Bu insanın neler
kaybettiğini konuşacağız. Ama
öncesinde dinlemenin ne olduğunu
kısa kısa anlatmak istiyorum.
Dinleme, sözlük anlamıyla sesleri
işitmek için kulak vermektir. Başka
bir deyişle önceden hazırlık yaparak
söylenilenleri, okunanları,
konuşulanları anlamak için harcanan
zamandır diyebiliriz. Çünkü
dinleyen şahıs bekler; konuşma
bittikten sonra karar alır ya da
susma hakkını kullanır.
Dinleme yaşamımızda vazgeçilmez bir unsurdur.
Hayatımızın önemli bir kısmı dinleme
ile geçer. Anne babamızı dinlemek
gibi. Öte yandan müzik de dinleriz.
Aslında dinlemeyi mantıklı olarak
düşündüğümüzde sesi anlama sanatıdır
da diyebiliriz. Dinlemelerde biri ya
da birileri konuşmacı görevindedir.
"Dinlemeyi bilmeyen insan başarıya
ulaşamaz."
Dinlemeyi bilmemek ne demektir?
Ahmaklık diyebilir miyiz? Peki,
aptallık olabilir mi? Ya da
dinlersem koltuğumu kaybederim
olabilir mi? Hangisi olduğunu
yazımızı okuduktan sonra bizzat siz
karar veriniz. Bir insan düşünelim.
Bu insanın yegâne en doğru iletişim
aracı dili değil midir? Konuşarak
iletişim kurmuyor mu? Peki, bu kişi
bunalıma ya da depresyona girdiği
zaman neden bir psikologa gider?
Derdini ya da sıkıntısı anlatmak
için mi? Elbette bu kişi psikologla
konuşmak ister. Anlaşılmak ister.
Saçmalamadığını anlamasını ister.
Psikolog o şahsı dinlemek
zorundadır. Çünkü psikolog zaten
dinleyerek para kazanıyor.
Dinlemezse para kazanabilir mi ki?
Aynı şekilde halkın hizmetkârları da
halkı dinlemek zorundadırlar. Çünkü
dinlemedikleri vakit halk kendini
dışlanmış hissedecektir.
Biz şuanda Türkiye'de yaşıyorsak ve bu
ülkenin vatandaşıysak hepimiz eşitiz
demektir. İster kravatlı ve takım
elbiseli olsun ister yırtık elbiseli
bir dilenci olsun. Yine de eşitlik
benimsenmelidir. Kravatlıyı dinleyip
kravatsızı dinlememe gibi lüks yok,
olamaz da.
2010 yılı sonbaharında X Tarım İlçe
Müdürlüğü'nü bir iş için ziyaret
ettim. Orada fazla bir yoğunluk
yoktu. Sonra odaya yaşlı birisi
girdi. Odadaki memura tarım
parasının gelip gelmediğini
sorgulamasını istedi. Odadaki
memursa çalışmaktan pek memnun
değildi gibi. Yaşlı adam ona nüfus
cüzdanını uzattı. Memur da
bilgisayarda sorgularmış gibi yapıp
paranız gelmemiş daha dedi. Bunun
üzerine yaşlı adam teşekkür edip
çıktı. Memursa paranın gelip
gelmediğini gerçekten de
sorgulamamıştı. Ama yaşlı adamı
kırmamıştı. Onu memnun etmişti. En
azından onu dinlemişti. Aksine
davranıp sistem yok da diyebilirdi.
İşte bu da dinleme üzerine çok güzel
bir örnekti. Belki içerisindeki
davranış yasalara aykırıdır ama
nihayetinde kırılan kalp yok ya, ona
bakmalı.
Dinlemek Sabır İster
Dinlemek için sabırlı olmanız
gerekebilir. Dinlemeye çalıştığınız
kişi çok uzun ve sıkıcı bir konuşma
yapabilir. Bu durumda sabırlı
olmanız lazım. Aksi durumda kaybeden
yine siz olursunuz. Siz
dinlemezseniz kalem dinler. Ve yeri
gelir buraya yazar.
Dinlerken Konuşmacının Gözlerine
Bakmalı
Ben bir konuşma yaparken karşımdaki
kişinin gözlerime bakıp bakmadığına
dikkat ederim. Gözlerime bakıp başka
şeyler düşünse de umurumda olmaz.
Benim için şart olan gözler. Nitekim
bu çoğu insan için de aynıdır. Ama
bunun da istisnaları elbette var.
Mesela radyo dinlerken gözlerle
temas sağlayamıyorsunuz. Siz siz
olun eğer gerçekten iyi bir
dinleyici olmak istiyorum diyorsanız
gözlerden başlayabilirsiniz.
Dinlerken Konuşmayı Kesmemek
Önce dinlemeye sonra da anlamaya
çalışınız. Kesinlikle konuşmayı
kesip merak ettiğiniz bir detayı
araya sokmaya çalışmayınız. Konuşma
bitiminde zaten sorularınızı
sorabileceksiniz. Soru sorma ile de
dinlemiş olduğunuzu kanıtlamış
olacaksınız. Hem dinleyemezseniz
soru da soramazsınız ya.
Elden Bir Şey Gelmez Deseniz de
Dinleyin
Valisiniz ya da bakansınız. Birisi
kapınızı çaldı ve derdini anlatmak
istedi. Muhakkak dinleyin. Belki
o şahsa yardımcı olamayacaksınız ama
dinleyerek ona değer verdiğinizi
yansıtmış olacaksınız. Bu size
çok şey kazandırır. Oy da kazandırır
dua da. Yeri gelir size insanlığı
bile kazandırır. Aksine davranıp
etiketleşirseniz kaybedersiniz. Ben
valiyim; senin gibi çulsuz birinin
dinlemeyle zaman kaybedemem derseniz
kaybedersiniz. Bu kez kaybetmekle
beraber beddua da alırsınız. Yeri
gelir yumurta bile yersiniz. Ama
ağzınızla değil; kulağınızla.
İlimizde İletişim Sorunu Var
Van ilimizde kesinlikle iletişim
sorunu var. Halkın içerisinde
okur-yazar ve bilgi sahibi
olmayanlar birçok hizmetten
yararlanamıyor. Yararlananların çoğu
da dışlanıyor. Aslında ülkemizin her
yerinde iletişim sorunu var. Ama
ilimizdeki biraz daha farklı. Özetle
duyarsızlık diyebiliriz.
Bir Sözün Hikâyesi
"Eğer biz sana yardımcı olamazsak
Van ilinde hiçbir şey yapamamışız
demektir."
Bu söz Trabzonlu bir müdüre ait.
Kendisi ara ara ilimize gelip
gidiyor. Şimdi tüm samimiyetimle bu
söze yanıt vermek istiyorum.
"Evet, kesinlikle hiçbir şey
yapamamışsınız memleketimde."
Dinlemeyi Bilmeyen İnsan
Dinlemeyi bilmeyen insan bir gün
enkaz altında kalınca beni anlar
belki. Belki de koltuğunu kaybedince
vaktini dinlemeye verir. Bakalım bu
şahsın sesini yakın bir zamanda
duyabilecek miyiz?
Ben Biliyorum ki…
Yazımızın girişinde dinlemeyi
bilmeyene ne denildiğini sormuştum.
Ben ahmak diyorum. Siz de artık
uygun bir şey bulursunuz. Bugünkü
konumuzu Twitter profilimdeki
sözlerimle bitirmek istiyorum.
"Bugün ölmek istedim; ölemedim.
Meğerse vali yardımcısı ZÇ'nin
sözleri beni öldürmüştü zaten.
Detayları yayınlanacak yazımızda
vereceğim."
twitter.com/bilginberge
Bu yazıyı "Eğer biz sana yardımcı
olamazsak Van ilinde hiçbir şey
yapamamışız demektir" sözünün
sahibine ithaf ediyorum. Umarım
kendisi bu yazıdan bir ders çıkarır.
"İnsanların hayat hikâyelerini dinledikçe hedeflerime bir adım daha yaklaşmış oluyorum."