Değerli okurum, güzel bir Van sabahında siyaset tadında bir
yazıya ne dersiniz? Birazcık vali,
birazcık belediye, birazcık da
vekiller. Ve acımasız eleştirilerim. Birazdan
okuyacağınız söz ve eleştirilerimde
kesinlikle samimi olduğumu bilmenizi
isterim. Yazının sonuna
geldiğinizde; yandaşlık ayakları
benimsediğimi düşünürseniz, haklı
olmadığınızı aksine eleştirilere
tahammülünüzün olmadığını
bilmelisiniz.
Yalnızlık yalnız olduğunu hissettiğin andan ibarettir.
Yalnızlık seçim sonrasıdır.
Yalnızlık enkazda kalmaktır.
Milletvekili (Mebus)
demokratik ülkelerde genel seçimler
ile seçilerek parlamentoda halkı
temsil hakkı kazanan kişidir.
Ülkemizde parlamento olarak
adlandırılan TBMM'dir
(Türkiye Büyük Millet Meclisi).
Milletvekili seçimleri yaklaşınca yalnız kalamıyoruz.
Sürekli kapılara oy istemek için
birileri gelir. Uzun uzun
anlatırlar, överler kendilerini.
Sonra kişiye yemin ettirip
giderler... Sonra mı? Seçim gelir,
biter. Aylarca meclisin açılması
beklenir. Sonra gözler vekile
çevrilir. Vekilse artık kendini
herkesten üstün görme havasına
girmiştir bile. Halkını takmamaya
başlar. Zamanla valiye bile rest
çeker. Olmadı hükümete şirin şiirler
bile yazar. Meclisteki konuşma
hakkını fazla kullanmak istemez.
Kendini yormaz. Hatta diğer vekiller
konuşurken o telefonundan sörf
yapar. Başbakanla karşı karşıya
geldiğinde ise efendimli lafları ile
etrafı pembe rengine boyar.
Şimdi zamanı geri alalım lütfen. Mesela 2011 seçimlerine
geri dönersek;
Tarih 12 Haziran 2011 Pazar
-
X Partisi Vekil Adayı: Teyze gel
seni oy kullanacağın okula kadar
arabayla götüreyim.
-
Teyze: Yok kızım sağol.
-
X Partisi Vekil Adayı: Yok Teyzem
seni götürmezsem içim rahat
etmeyecek. Hem sana oy pusulası
hakkında bilgi de veririz.
-
Teyze: Nasıl oy kullanıldığını
biliyorum.
- X Partisi Vekil Adayı: Olsun
Teyzem. Bizim bağımsız adayımızı
biliyorsun?
-
Teyze: Keçamin ez zanim.
- Arkadaşlar şimdi bir soru soracağım. Soruyu doğru
yanıtlayana bir tane lolipop
vereceğim. Hazır mısınız?
- Evettttt
- Van ilimizde kaç tane milletvekili
var.
- 1; 8.
- 1 mi 8 mi?
- Hocam, 8 tane vekilimiz var ama
hepsi ancak bir adam eder.
- Neden ki?
- Hocam görmediniz mi olanları?
Vekiller artık bizi takmıyor.
23 Ekim 2011 Pazar günü Van ilimizdeki depremden bugüne dek
vekillerimize yönelik olumlu tek bir
cümle bile varsa yazmaktan
çekinmeyeceğim. ... Bağımsız adaylar
arasından seçilen 4 (dört) BDP
vekili var(dı). Aynı şekilde Ak
Parti'den de 4 (dört) vekil var(dı).
Toplamda 8 tane vekilimiz var. Ama
depremden sonra anladık ki biz
vekilsizmişiz. Vekil diye
seçtiklerimiz ihale kapma
peşindelermiş. Cumhuriyet
Caddesi'nde yürürken bile temsili
oldukları halka selam vermeyi
unutmuşlar. 8 tane vekil bir araya
gelip Van için neler yapabiliriz der
mi ki? Hem bunlar bir araya gelince
kavga etmiyorlar mı? Şimdi mantığını
anlatmak istiyorum. Dikkat ederseniz
tüm vekiller aynı parti mensubu
değiller. İki farklı parti söz
konusudur. Partilerden birinin
vekillerini negatif sayılarla;
diğerini de pozitif sayılarla
adlandıralım. Sonra ikisini de
toplayalım. Sonuç? Pozitif + Negatif
= Sıfır (0)
Bir mıknatıs düşünelim. Mıknatısın iki adet kutbu vardır.
Bir kutbuna negatif dersek, diğer
kutbu da pozitif olur. Aynı şekilde
bir kutbuna kuzey dersek, diğer
kutbuna güney deriz. Bu mıknatısın
eş kutupları birbirini iterken, zıt
kutupları birbirini çeker. O hâlde 4
vekil kendisine zıt olan 4 vekili
birbirine çekerse sonuç 8 olmaz mı?
El ele verip beraber çalışsalar daha
güçlü olmazlar mı? Bu şekilde
davranarak ırkçılığı ortadan
kaldırmazlar mı?
Bir parti istediği kadar ben ırkçılık yapmıyorum dese de
bir yere kadar konuşur. Bir yerden
sonra somut örnek vermesi lazım.
İşte bu durumda çözüm mıknatısta.
Vekillik aktif bir işlev sonunda başarılır hâle gelir. Bir
vekil halkın içerisine girmekten
acizse kaybetmeyi kabullenmiştir.
Vekil konuşmayı sevmeli. Konuştuğu
kadar da dinlemeyi sevmelidir.
Dinledikleriyle de yapabilirim
görüşünü benimsenmelidir.
Yapamayacakları için de halktan özür
dilemesini bilmeli. Bir halkın bir
vekilden çok şey isteyeceğine
inanmıyorum.
Ben şahsen ilimizdeki vekillerin
hiçbirini bile daha görmüş değilim.
Kendileri nazara gelmesinler diye
pek dolaşmıyorlar. Aslında
dolaşıyorlar da, dolaştıkları yerde
sadece oyun oynanılıyor. Oraları da
halkımız bilmez. Hatta halkımız
kamera arkasında olanları da bilmez.
Şimdi takvim sayfalarımızı birazcık geri alalım. 9 Kasım
2011 Çarşamba gecesini düşünelim. O
gece bir grup "Vali İstifa!"
şeklinde sloganlar attılar,
bağırdılar ve çağırdılar. Peki, bu
grup haklı mıydı? İlin en yetkili
ismi validir diye hata sadece valide
miydi? Belediyenin hiç mi suçu
yoktu? Vekillerin hiç mi suçu yoktu?
Bir Allah'ın kulu gelip "Belediye
Başkanı İstifa!" diyebildi
mi? Aynı şekilde vekiller için de
benzer bir örnek oldu mu? Kesinlikle
olmadı. Tüm hatalar valide aranıldı.
Halbuki bu tartışmalar hükmünü
sürerken bazıları İskele Sahili'nde
keyif yapıyorlardı. Vekiller de
nereyi soyabiliriz düşüncesinde
olmalıydılar.
Sular kesilir yine suç valide aranır. Allah aşkına birazcık
insaf. Valilik en azından
yapabildiklerini yaptı.
Yapmayacaklarını yapmaya çalışıyor.
Vali çoğu mahalleye gitmediği için
başarısız da sayılabilir. Ki halkın
çoğu bu görüşte. Bunlar hiç önemli
değil. Şimdi biraz geniş düşünüp
hataları bölüştürelim. Bölüştürürken
vekiller ve belediyeyi de hesaba
katmayı unutmayınız.
"Anlayış gösterecek tahammülünüz yoksa kapının açık olduğunu unutmayınız!"