Su gibi akıp giden bu hayatta meslek
sahibi miyiz? İnsanlar doğdukları
günden itibaren aslında meslek
sahibidir. İlk meslekleri hayatta
kalma mesleğidir.
Bazen öğrenciler meslek seçiminde
kararsız kalırlar. Çevrelerinden
duyduklarından etkilenerek sürekli
meslek değişimi yaparlar. Ben
doktor mu olsam, yoksa öğretmen mi?
Bu tür soruların kaçınılmaz olması
olası bile değildir böyle bir
öğrenci için. Bu, öğrencilerin ön
yargılı olmalarıyla alakalıdır. Bir
şeyi görmeden hemen başlarlar yanlış
yorum yapmaya. Bu aslında çok basit
bir mevzu. Ama söz konusu durum
meslek ise bunun hayatlarında
getireceği maddi ve manevi değerler
önemli olacaktır.
İnsanlar hedefledikleri mesleği
kazandıklarında artık zirveye
çıkmaya çalışmazlar. Her mesleğin
bir zirvesi vardır (hayatta kalma
mesleği hariç). Ancak her gün
dünya ve teknoloji o kadar çok
gelişiyor ki; mesleklerdeki zirve,
ulaşamayacağımız bir noktada artık.
İşte bu nokta bazıları için bir
mutluluk kaynağıdır. Ben de herkesin
bu mutluluğun peşinde gitmesini
isterim.
Bir şeyi hayal etmek ile hedeflemek
arasında çok sıkı bir bağ olmasa da,
hayallerin hedeflere yol gösterdiği
apaçık ortadadır. Eğitim hayatını
bitirdikten sonra sadece bazı
mesleklerde gelişim göstermek
yeterli midir peki? Yeterli
değildir, değil mi? Benler, senler
ve onlar dediğimiz kavramlarda
açıklama yaparsak, mesleğe giden
yolda sosyal hayat yapısının etkili
olduğu görülür. Burada amaç nedir?
Aslında amaç saf bir bilgiyi
okuyucuya iletmek değildir. İnsan
tabiatında olanlar sosyal hayatın
geçerliliğini savunsa da, benzese de
güne dair güncelliğin olması söz
konusudur. Güncel bir gelecek en
büyük hayallerden biridir. Hayal
kurmak kötü bir şey değildir. Ancak
kötü şeylerin hayalini kurmak ve
gerçekleşmesi deneylerle bile mümkün
olmayan hayallere de kapılmamak
lazım. İlmin getirdiği
gereklilikler arasında gelecekte
"ben" kavramı ön planda olur.
Ama bunu anlamak için belli bir
seviyeye kadar eğitim almak
gerekebilir. Bu okulda da olabilir,
evde de...
İnsanoğlunun çağlar boyunca
sürdürdüğü hayatı göz önüne alırsak,
oldukça uzun bir tarihi süreç
olduğunu görebiliriz. Bu süreçte
dikkat ederseniz ilk insanlar bile
mesleği rahatlıkla
kavrayabilmişlerdir. Aslında onların
meslek dedikleri şey, hayatlarını
devam ettirme çabalarından başka bir
şey değildi. Yani tüm meslekler
birer hayatta kalma mesleğinin alt
dallarıydı. Günümüzdeki
bildiğimiz ve yaşadığımız ileri
bilim seviyesinden yoksun bir yaşam
tarzı sürdüren çağlar öncesi
insanlar, şu hayatta kalma mesleğini
başarıyla icra etmişlerse, yani
kendilerine ve çevrelerine uyum
içerisinde hayatsal ve bilimsel
bağları bir arada götürmede başarılı
olmuşlarsa, bizim bundan çok çok
daha başarılı olmamız gerekir. Çünkü
bilim ve teknoloji, insanın
yaşamında o kadar çok kolaylıklar
sağlamıştır ki, insanın günlük
yapacağı işlerin genelini artık
makineler yapmaktadır. Ve insanın
hayatta kalma mesleğinde
yükselebilmek için -ki kendisini
gerçekleştirmesi açısından bu
meslekte üst mertebelere çıkmak
zorundadır.
İnsanca düşünmesi, doğal yaşam ve
bilim arasındaki dengeyi koruması
gerekir. Yüzyıllarca insanoğlu,
kâinatın birçok sırrını bilmeden
yaşamış ve dolayısıyla aklın,
sağduyunun bilim sayesinde bugün
kazanmış olduğu yüksek insani
değerleri tanıyamamış; toplumsal,
ekonomik ve politik birçok bilimsel
gerçeği de yaşayamamıştır. İnsanoğlu
birçok olguyu kaderciliğin kalıpları
ile yorumlamış ve kendini oldukça
zayıf hissedip tabiatın kendisini
hapsettiği durumunu çaresizce
kabullenmiştir. Bu durum bilimden
bir nebze olsun kopmamıza neden olsa
da, bilimsel açıdan şimdiki
vardığımız nokta, çok umut
vericidir. Ve geleceğe dair
umutlarımız olmalıdır.
Meslek seçerken kolay ve zor
kavramları sürekli rekabet içinde
olur. Aslında zor ve kolay
kavramları yoktur. Bu kavramlara
bizler şekil veriyoruz. Okulda
yapılan bir sınava çalışan bir
öğrenci kolay der, çalışmayan bir
öğrenci zordur der. Mesleğini
severek yapan sıkılmaz. Mesleğini
sevmeyerek yapanlar da sıkılır. O
kadar garip bir durum ki artık
insanlar özenti olmadan da bir
şeyler yapamıyor. Arkadaşı ne
yapıyorsa o da onu yapma
gayesinde. Hatırlarsanız Van
ilimizde bir zamanlar bir dürümcü
varken şimdi her köşede dürümcülere
rastlamak mümkündür.
Şüphesiz yarınların tohumu beyinler
olacaktır. Eğer tohum sürekli bakım
görmezse ve sudan mahrum kalırsa
zamanla tohum yeraltında çürüyüp
gidecektir. Buradaki tohum
çocuklardır. Bir çocuğun mesleki
hayatına atılması anlık bir şey
değildir. 7 yaşındaki birinden
doktor olmasını beklerseniz hata
yapmış olursunuz. İnsanların belli
kapasiteleri vardır. Gelişim
sürecinde olan çocukları
düşündüğümüzde hep etraflarından
duydukları mesleklerle haşir neşir
oldukları da ayrı bir ayrıntı olur
ki bu da temel için bir başlangıç
dönümüdür. Tabi bu dönemin ikinci
adımında yani gençlikte meslek
seçimindeki en önemli etken
öğretmenler olacaktır. Öğrenciler
genelde hatta tüm insanlar genelde
paranın çok olduğu mesleklere
yönelmeye çalışırlar. Oysaki kendi
kapasitesinin her şeye hâkim
olacağına inanan birçok insan da
yanılmıştır. Şöyle ki konuşmayı
sevmeyen biri öğretmen olursa, dersi
mecbur anlatacak ya, işte burada
sıkılır ve başarılı olamayacaktır.
Hayatın kendisi zaten sınavdan
ibaret olduğu için iyi olan içinden
en iyi olan seçilir.
Bu seçimde geri kalanlar
kaybettiklerini düşünseler de
yanıldıklarının farkına çok kısa bir
sürede varırlar. Bazı sınavlar
bazıları için hayattan daha önemli
ve bu kişiler sınavdan başarısız
olunca her şeyi bırakırlar. Hayata
küser falan. Bilmez ki kendisi iyi
olduğu için seçilmemiştir ve
seçilmesi için belki de en iyi
olması gerekecektir.
İşte gelecekteki bene doğru bir adım
atmak istiyorsak kendimize
gelecekteki ben yolunu açalım.
Açalım ki ne olacağımız bilinsin.
Ne olduğumuzu da bilelim ki,
gözlerimiz kapandığında
hatırlanalım.
Bu yazıyı Hayat'a ithaf ediyorum.
Çünkü Hayat herkeste var. 23 Ekim
2011 Pazar saat 13.41'de Van ve
Erciş ilçemizdeki depremde hayatını
kaybeden öğrenci kardeşlerim belki
de hayallerini gerçekleştirmeden son
nefeslerini verdiler. Belki de
hayallerinde uzun bir hayat geçirmek
vardı. Kim bilir... Rabbim
mekânlarını cennet eylesin. Aynı
şekilde bu üzüntüyü yaşayan herkese
rabbimden sabırlar diliyorum.
"Öğrenmeye çalıştıklarımız gerçeğin sadece bir parçasıdır."