Başbakan'ın Van'a gelmesi ve Van'da
yaptığı konuşmada büyükşehir
olacaksınız sözleri bizler için
mutlu edicidir. Lâkin Başbakan'a
eşlik eden bakanlar belli
yerlerdeydiler. Yani Başbakan
nerede onlar orada. Başbakansa
Erciş ve Van'daki enkazların
bulunduğu yerlerde incelemelerde
bulundu. Bu da güzel bir şeydi.
Peki, bir çevre mahalle için de
Başbakan gerçekten Van'a geldi mi?
Şüphesiz cevap hayır olacaktır.
Çünkü asıl görülmeyen oralardır.
Dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama
basında sürekli Bayram Oteli'nden
bahsedildi. Oysa bahsedilecek o
kadar çok çaresiz yer vardı ki...
Çadır Dağıtımında Tipe Bak Usulü
Depremin ilk gününden itibaren gerek
Valimizin gerekse de AFAD'ın
gündeminde bireysel çadır dağıtımı
yok sözleri vardı. Peki, gerçekten
öyle mi oldu? Son günlerde
yaşadığımız ikinci depremden sonra
sıkıştıklarını anlayan yetkililer
taktik değiştirdiler. Diyelim ki
çadır alacaksınız, öncelikle gece
geç saatlerinde (saat 01 gibi)
Van Ferit Melen Havaalanı'na
gideceksiniz. Saatlerce bekleyip
sabah olmasını ve sizleri içeri
almalarını bekleyeceksiniz. Sonra
bir şekilde içeri alınacaksınız.
Yetkililer ilk etapta tipinize
bakacak. Tipinizi beğenirse nüfus
cüzdanı sormadan size bir adet çadır
verecektir. Yok, eğer tipinizi
beğenmezse aile bireylerinden olan
annenizi ya da yaşça sizden büyük
birini isteyebilirler. Yaşça büyük
birilerini istemeleri normal de ama
15 yaşındaki birine çadır vermek de
bu duruma biraz ters. Burada yapılan
en büyük hatalardan biri
insanlarımızı sabaha kadar o soğukta
bekletmek ve Ferit Melen
Havaalanı'nda aksaklıklar olmasına
sebep olmaktır. Diğer bir hata ise
koordineli bir şekilde dağıtım
yapılmamasıdır. Bu da aynı evin
birden fazla çadır almasına neden
oluyor. Böylece gelen çadır sayısı
yeterli olduğu hâlde yetersiz hâle
geliyor.
Hasar Tespit Görevlileri ve
Öncesinde Verilen Dilekçeler
Hasar tespit için halkın dilekçe
vermesi istendi. Dilekçeler Van
Valiliği önünde fırsatçılar
tarafından 50 kuruşa satıldı. Hatta
okur-yazar olmayana okur-yazar biri
dilekçeyi 5 lira karşılığında
dolduruyordu. İl Afet ve Acil Yardım
Müdürlüğü önünde ise dilekçeler
polis memurları tarafından halka
karşılıksız veriliyordu. Her neyse
aradan günler geçti. Nihayetinde
sıra bizim mahalleye gelmişti.
Haftanın da son iş günüydü. İki gün
sonra da bayram bekliyordu bizi.
Sokağa gelen görevli ev sahibinin
adını soyadını, baba adını ve yaşını
sordu. Sonra dışardan evin tipine
bakıp belgesinde ismin yanındaki
seçeneklerde hasarlı ve oturulamaz
seçeneğini işaretledi. Ne ev
sahibinden imza istedi ne de hasarlı
ve oturulamaz olduğuna dair belge
verdi. Sokakta 10 ev dilekçe
vermişti ama bu görevli dilekçe
veren vermeyen herkesin evine gitti.
Madem sokaktaki tüm evlere
bakılacaktı, neden halkımıza bu
dilekçe engelini getirdiniz?
Amacınız halkı yormak mıydı? Yoksa
birilerinin dilekçelerden para
kazanmasını mı istediniz? Amacınız
her neyse halk hakkını size helal
etmeyecektir.
Şimdi de Sırada Sosyal Tesis Formu
Var
Sosyal tesislere yerleştirilmek için
formlar dolduruluyor. Çok merak
ediyorum acaba yetkililer bu formu
çöpe mi atacaklar yoksa inceleyip
gerçekten de yapılması gerekeni mi
yapacaklar? Başbakanımız elinden
gelenin en iyisini yapsa da bu çürük
ve işini bilmez yetkililer bu
projeyi de yüzlerine
bulaştıracaktır. Sosyal tesisler
için günler öncesinde köşe yazısı da
yazılmış durumdadır. Umut ederiz ki
insanlık ölmeden bu proje başarıyla
sonuçlanır.
Unutulanlar...
İlköğretim, ortaöğretim ve
üniversite öğrencileri için çözümler
gündemde. Bu öğrenci kardeşlerimizin
mağduriyetleri giderilecektir. Peki,
mezun olup da üniversite sınavına
hazırlananlar ne olacak? Onları
unuttular? Belki de onlar öğrenci
değildir. Bakalım önümüzdeki
günlerde bu öğrenci kardeşlerimiz
için de çözümler üretilecek mi?
Dershanelerin Çözümü Var mı?
23 Ekim 2011 tarihinden beri
ilimizdeki dershanelerin çoğu
eğitimlerine ara vermiş durumdadır.
Öğrencilerin bazıları dershane
ücretini yıllık verdiler. Bazıları
da taksitler şeklinde ödediler.
Acaba dershanelerin bir çözümü var
mıdır? Bu konuda gündemde hiçbir
fikir yok. Yoksa dershaneler 5
Aralık 2011 tarihinde hiçbir şey
yokmuş gibi eğitimlere devam mı
edecekler?
Van'ın Nüfusu Azalıyor
Van'ın nüfusu artık bir milyonun
üstünde değil. Bu sayı çok azaldı.
Van'dan kaçanlar genelde memurlar,
öğretmenler ve doktorlardır. Evi
aşırı hasar görenlerin çoğu diğer
doğu illerine göç ettiler. Bu demek
oluyor ki Van'ın nüfusu tahmin
edilemeyecek kadar çok azaldı.
Gündemde de büyükşehir olacak konusu
var. Acaba büyükşehir olunca
sorunlar giderilecek mi? Bu konuda
ciddi anlamda endişelerim var. Küçük
hâliyle bile koordinasyon
sağlanamadı. İnşallah doğunun incesi
Vanımız bir an önce kendine gelir.
Çünkü Van kendinden geçmiş
durumda...
Anlamıyorlar...
Albert Einstein
bir sözünde "Bu dünyada beni
birkaç kişi anladı, onlar da yanlış
anladı" diyor. Bizim de hâlimiz
aynen bu söz gibi. Bizi hep yanlış
anlıyorlar. Yetkiliye daha
seslenmeden çadır yok diyorlar.
Belki de çadır istemeyecektik.
Van'a el uzatmak için
görevlendirilenlere de sıkı bir
koordine şart. Aksi durumda dün
olduğu gibi bugün de, yarın da
geride sadece gözyaşları kalacaktır.
Son olarak yetkililere yeniden
seslenmek istiyorum. Sizler
gözyaşlarımızı silebilecek misiniz?
"İsimler ve rakamlar yanıltıcıdır; yanıltıcı olmayan tek şey sevgidir."