Soğuk ve ürkütücü bir gün misali...
Ne ses var ne de seda. Sadece bir
özlemin adı var. Bir şehrin yokluğu
var. Vanımın çaresizliği var. ...
Yokluğun ölümmüş be Vanım.
Sensizliğin acısı anlatılmıyor.
Rüzgâr esiyor; savruluyorum oraya
buraya. Bir seni arıyorum çaresiz.
Şimdi çok uzaklarda...
Bugünkü yazımızda 24 Kasım 2011
Perşembe günü size sunduğumuz
"Her Anımızda Öğretmen Olsun"
adlı yazının tadı var. Yani öğretmen
tadında bir yazı; tabi biraz da
deprem...
Deprem sürecinden beri sürekli
ilimizi ziyaret eden bakanlar
aldıkları yanlış kararlarla rekor
üzerine rekor kırmaya devam
ediyorlar. Önce durumu anlamaya
çalıştılar. Sonra söz vermeye
başladılar. Aralık ayı sonuna kadar
ihtiyaç sahibi herkesi konteynırlara
yerleştireceğiz dediler. Ama
yerleştirmediler. Öte yandan
öğretmenleri mağdur etmeyeceğiz
türünden konuşmalar çıktı. Hatta
ilimize yeni atamalar
gerçekleştirildi. Atamayla
beraber gelenlere yer ayrılırken,
eskilere yol verildi. Allah aşkına
bu ne mantıktır?
İlimizde büyük bir depremin daha
olabileceği yönünde tahminler söz
konusu. Ancak hükümet tarafından
konu hakkında bir açıklama yok.
Halkı tatmin etme yönünde bir çaba
yok. Sadece verilip de tutulmayan
sözler var. Hatta okullar 26 Aralık
2011'de açılacak dediler. Ama son
güne kadar da somut bir çaba sarf
etmediler. Okulların bahçesine
çadırları zamanında kurmadılar.
Sonra bu süreci ertelediler. Ve
sonra okullar açıldı; hayat artık
normal deyip durdular. Peki, bu
karar alan yetkililer neye
güveniyorlar? Büyük bir deprem
olması durumunda beton yığınları
arasında öğrenci mi toplayacaklar?
Nedir amacınız? Bile bile öğretmen
ve öğrencileri intihara mı
sürüklüyorsunuz? Anlayamadım
amacınızı? Konutlara bile
oturulabilir ya da oturulamaz
şeklinde bir rapor vermeye cesaret
edemediniz. Okullara vermeniz
muamma...
Geçenlerde Yapılan Bir Eylem
Öğretmenler hasarlı binalar altından
Feki Teyran Parkı'na kadar yürüdü.
Burada yapılan basın açıklamasında,
"Okullar açıldı. Ancak
öğretmenler sokakta. Barınacak
yerimiz yok. Çoluk çocuk perişan
olduk. Bu ortamda nasıl eğitim
veririz" denildi. Basın
açıklaması ardından öğretmenler 5
dakika oturma eylemi yaptıktan sora
dağıldı.
Dikkat edersek çok fazla bir
talepleri yok. Sadece barınmak için
güvenli bir ortam istiyorlar. Belki
bu talepleri beş para etmez bir
konteynırdır. Beş para etmez
diyorum; çünkü konteynırlara
yerleştireceğiz vaatleriyle hep
halkı ertelediler ve ertelemeye
devam ediyorlar. Galiba kışın
bitmesini bekliyorlar. Ki o zaman da
konteynırlara ihtiyaç pek olmaz
gibi.
Köyler Mi Öğretmenler Mi?
Bilindiği gibi deprem sürecinde
konteynır dağıtımında köylere
öncelik verildi. Her evin önüne bir
konteynır bırakıldı. Hatta
inanmayacaksınız ama bazı evler
birden fazla konteynır aldı. Sonra
köyleri tamamladılar. Sıra Van'ın
merkezine gelmişti. Hatta o günlerde
bakanlar sürekli demeçler
veriyorlardı. Güya aralık ayı sonuna
kadar ihtiyacı olan herkes
konteynırlara yerleştirilecekmiş.
Allah aşkına bu demeçleri verenlerde
akıl yok mu ya? Bari kesin tarih
vermeden önce bir hesap yapınız
değerli büyüklerim. Sizler de
matematik dersi gördünüz, Van da.
Bir kere il merkezinin hasar tespit
sonuçları 27 Aralık 2011 tarihinde
açıklandı. Geri kalan 3 günde il
merkezindekileri konteynırlara nasıl
bir hızla yerleştirecektiniz ki?
Gerçekten bazen tutarsız açıklamalar
yapıyorsunuz. Hani çok yavaş bir ses
tonuyla konuşsanız da, halkı tatmin
ettiğinize inansanız da, sözlerinizi
bir kenara not eden bir kesim var.
Hadi bunu yok sayalım. Peki, mademki
26 Aralık 2011 tarihinde okulları
açma gibi bir hedefiniz vardı; neden
öğretmenlerin tamamını kapsayan bir
yerleştirme planı hazırlamadınız?
Neden eksik çalışıyorsunuz? Neden
ayrımcılık yapıyorsunuz? Neden
önceliği öğretmenlerden köylere
veriyorsunuz. Adım gibi eminim ki o
köylerin çoğunun ihtiyacı yoktu. Her
ne kadar sahte resim kareleriyle
basındaki yerinizi alsanız da
bunlara kanmamızı bekleyemezsiniz.
Şimdi birileri gelip köylerde hava
soğuk diye yorum yapacak. Ben bunun
farkında değil miyim sanıyorsunuz?
Bunları biliyorum. Ama ihtiyaç
sahibi olmayanlara konteynır
verilmesinin gerekçesini bilmiyorum
ve öğrenmek istiyorum.
Öğretmen Öğretmendir!
Öğretmenler herhangi bir siyasi
partiyi destekliyor olabilirler.
Aynı şekilde herhangi bir sendikaya
bağlı da olabilirler. Bu o
öğretmenlerin öğretmen olmadıklarını
açıklamaz. Tarafsız olduklarına
inandığınız öğretmenler sizin için
ne ifade ediyorlarsa bunlar da sizin
için aynı ifadede olmalıdırlar. O
yüzden siz etiket bilirkişilerin
karar alırken öğretmen kelimesinin
tamamını kapsayan kararlar alması
sevindirici olacaktır. Bunu yapmak
da zor olmasa gerek. Öğretmenleri
sağlam yapılara ya da bir konteynır
parçasına yerleştirmek zor olmasa
gerek. Çünkü okullar açılırsa hayat
normale dönecek diyenler
sizlerdiniz. Madem hayatın normale
dönmesi öğretmenlerimize bağlı, o
hâlde onları baş tacımız yapalım.
Onlara ihtiyacımız var.
En Fazla Tatil Öğretmenlik
Mesleğindeymiş!
Bazıları diyor ki en fazla tatil
yapanlar öğretmenlerdir. Siz bu
kanıya inanıyor musunuz? Ben şahsen
inanmıyorum. Kesinlikle inanmıyorum.
Bu tür kanılara sahip şahıslar geniş
düşünmezler. Yaz aylarındaki üç
aylık tatilde öğretmenlerin
çoğunlukla seminerlere
katıldıklarını bilmezler.
Öğretmenlerin de sürekli eğitim
altında olduklarını bilmezler.
Öğretmenlerin bir sonraki günkü
derslere hazırlık yaparken ne kadar
çok uğraş verdiklerini bilmezler.
Sonra sahte isim ve resimlerle orada
burada başlarlar ötmeye. Neymiş
efendim, öğretmenler sürekli tatil
yapıyormuş? Ya Allah aşkına ne
tatili be? Hangi tatillerden
bahsediyorsunuz? Kar yağınca
okulların tatil edilmesi mi? Yoksa
hafta sonu tatili mi? Yoksa yarıyıl
(Bazıları buna sömestr dese de
biz özümü bildiğimiz için yarıyıl
diyoruz. Hem biz Fransız değiliz!) tatili
mi? Hafta sonu tatili sadece
öğretmenlere özgü değildir. Yarıyıl
tatili de üç aylık yaz tatili
gibidir. Yani öğretmenlerin
vakitlerinin çoğu seminerlerde...
Amaç ne peki? Öğrencilere daha
kaliteli bir eğitim sunmak. Tabi
bunları kim düşünecekti? Bazılarının
tek derdi karalamak. Her zaman
dediğim gibi başkalarını karalamak
yerine boş bir kâğıdı karalayınız.
Belki anlamlı bir şey ortaya çıkar
da hayatın farkında olursunuz.
"Her Anımızda Öğretmen Olsun" adlı
yazımdan bir alıntı.
Peki, bakanlık öğretmenlerimiz için
ne yapıyor? Onları istedikleri yere
atayabiliyor mu? Yoksa kura
çekercesine kumar mı oynuyoruz? Ne
oluyor bize? Bu ülkeye ne oluyor?
Hâlen 18. yüz yılı yaşıyoruz. Her
şeyde geriyiz. Elimizdeki tek hazine
bilgidir. Bu bilginin sağlayıcıları
ve danışmanları olan öğretmenlere
yeterince önem verilmiyor. Bir
depremde enkaz altında kaldıklarında
hatırlanıyorlar. Yıllarca atanmayı
bekliyorlar. Hal böyle iken kim
öğretmen olmak ister ki? Kim bize
öğretmek ister ki? Tabi suç bizde.
Öğretmenliği bilmeyeni bakan
yapıyoruz.
Şimdi Sırada Çözüm Var
Öğretmenlerin bazıları eğer şuanda
sokaktaysa ve barınacak yerleri
yoksa bunlar telafi edilebilir.
Bunları telafi etmek için seslerin
çıkmasını beklemeye gerek yok. Hem
her çıkan ses ülkemizin bir eksi
yanı olarak tarihe yazılıyor. Hani
derler ya ok yaydan çıktı; ok yaydan
çıktı ama yapabileceklerimiz hâlen
elimizde. Sadece harekete geçmemizi
bekliyor. Hadi bakalım
öğretmenlerimizin elinden tutmak
için fazla beklemeyelim. Gözleri
yolda, umutları sizde...
"Hayat değerli kıldıklarımızı hissettikçe tat verir."