"23 Ekim 2011 Pazar günü,
sabah saat 10 gibi odamda oturup
ders çalışmaya başladım. Bir yandan
da 23 Ekim 2010 tarihini
düşünüyordum. Aradan saatler geçti.
Acıktığımı fark ettim. Üstelik biraz
da ara vermek gerekir diye düşündüm.
Telefonumda saate baktım. Saat
13.40'tı. Tabi telefonumun saati 2
dakika ya da 1 dakika ileri
olmalıydı. Bir yerlere geç kalmamak
için genelde saati bu şekil
ayarlarım. Odadan çıktım. Yan odada
annem ev temizliğini bitirmişti.
Elektrik süpürgesi de kapalıydı. O
anda camdan gelen sesler üzerine
deprem olduğunu anladım ve anneme
kaç deprem oldu derken bir anda
kendimi dışarıda buldum. Dışarıya
çıkar çıkmaz eve elektrik gitmesini
engellemek için sigortayı indirdim.
Deprem hâlen devam ediyordu. O anda
kanepede 1 aylık olan yeğenimi
unuttuğumuzu fark ettim. Tekrar
içeriye girip çıktığımızda deprem
artık bitmişti. Ama biz dışarıda
beklerken bile zaman zaman büyük
şiddetlerde depremler oldu. Gözlerim
de dolmuştu. Korkudan değil,
insanların korkularını gördüğüm için
gözlerim doldu. Aslında pek
şaşırmadım. Çünkü aylar önce bir
rüyamda deprem oluyordu ve tamamen
yok oluyordu dünya. Bir an yine rüya
gördüğümü sandım. Uyanmak istedim.
Ama uyanamadım. Çünkü bir gerçeğin
tam ortasındaydım. Depremin şiddetli
olduğunu anlamıştım ama o kadar çok
zarar verebileceğini düşünmemiştim.
Telefon şebekeleri ve elektrikler de
kesilmişti. Sular da kesilmişti. Bir
taraftan da lütfen bir bardak su
verin sesleri geliyordu."
Depremin Ardından
7.2 büyüklüğündeki deprem sonrasında
artçı depremler sürekli devam etti,
hâlen de devam ediyor. Van ilinde
sağlam kalan bina sayısı ve ev
sayısı çok az. Her ne kadar
yıkılmamış olsa da meydana gelen
çatlaklar, kolon kırılmaları,
bacaların zarar görmesi,
pencerelerin çatlaması gibi hasarlar
ciddi bir tablo oluşturmuştur.
Hiçbir aile evinde kalmaya, gece
gözlerini kapatıp uyumaya cesaret
edememektedir. Ki bu durum
karşısında Vanlı kardeşlerimizin
arabalarında ya da kendi çabaları
ile kurdukları çadırlarda geceyi
geçirdiklerine şahit olduk. En çok
da dikkatimi çeken şey devlet
binalarının daha çok zarar görmesi
oldu; özellikle okullar.
Bir gece karanlığında neredeyse
Van'ın yarsını dolaştım. Hiçbir evde
ışık yanmıyordu. Van ölmüş gibiydi.
Sanki şehir terkedilmişti. Çok
duygulandım. Sokaklardan geçerken de
korku içine giriyorsunuz. Ya şu bina
yıkılır, altında kalırsam korkusu
işte. Bu binaların, bu sokakların
hiçbiri basında yer almadı.
Sokaklarda uyuyanlar da basında yer
almadı. Ve daha basında yer almayan
köyler de var. İnanın Van hiç bu
kadar çok zarar görmemişti.
Sahne Aynıydı
Büyük felaketlerde devletimizin bizi
yalnız bırakmayacağını biliyoruz. Ki
bunu Van depreminde gördük. Deprem
sonrası hemen bakanlar ve Başbakan
Van'a geldiler; ama gelirken neden boş
geldiler? Neden yanlarında deprem
uzmanlarını da getirmediler? Neden
arabalarına binip sokakları da
dolaşmadılar? Sadece çarşı merkezde
birkaç eve bakmakla ve kamaraların
karşısına geçip poz vermekle bu
işler olmuyor. Bu işler somut olduğu
zaman halk tarafından takdir edilir.
Ayrıca Van ilinin depreme
hazırlıksız yakalanması da devlet
yönetiminden kaynaklanmaktadır.
Ülkemiz bir deprem bölgesi ise neden
herkesin evinde deprem çantası ve
çadır yok? Neden İnsanlarımız
depreme karşı eğitilmiyor? İnanın
depremden hiç yara almadan
kurtulanlar bile depremin etkisinde
kaldılar ve neredeyse akıllarını
yitirecek duruma geldiler. Bu durum
devletin o yanlış eğitim
politikasının bir gerçeğidir.
Biraz Düşünelim ve Düşündürelim
Ülkemiz inşaat sektöründe neden
teknolojiden istifade etmiyor? Neden
betondan, kireçten, kiremitten
vazgeçemiyoruz? Neden daha dayanıklı
malzemeler kullanmıyoruz? Yoksa
yoksa düşündüğüm gibi mi?
Biliyorsunuz ki ülkemiz nüfusu
sürekli artıyor. Eğer önlemler
alınmıyorsa, demek ki birileri
birilerinin ölmesini ve nüfusun
azalmasını istiyor. Haksız mıyım?
Peki sizce? Biraz düşünelim...
İşte Bazı Gerçekler
#
Ev yaparken toprağı incelemezler.
# Malzemeden çalarlar.
#
Okulların inşaatları önemsemezler.
#İnşaatta
çalışanlara herhangi bir eğitim
vermezler.
#Gelen
giden müteahhit olduğunu söyler.
#Vergilerin
çok olması kaçak inşaatları
doğurmuş.
# Tabulaşma kültürü hâlen tam
oturmuş değil.
#Bazı
kurumlar ve muhtarlar yandaşlık
yapıyor.
Kötü Niyetliler Mesai Tanımıyor
Bazıları enkaz altında can kurtarma
derdinde iken bazıları da mal
peşinde. Özellikle bu hususta
hurdacılara çok kızgınım. Sizlerde
hiç mi vicdan yok? Ayrıca yapılan
yardımlarda ihtiyacı olmadığı hâlde
battaniye ve yiyecek alanlara da
kızgınım. Ercişli kardeşlerimize hiç
mi acımanız yok? Van ilinin
merkezinde Allah'a şükür herkesin
battaniyesi var. Ama herkesin çadırı
yok! Ama herkesin torpili yok! Ama
herkesin yandaşı yok! Ama herkesin
sesi yok! Ama herkesin gözü yok! Ama
herkesin dili yok! Ama herkesin
haberi yok! Ama herkesin parası da
yok!
Depremde Siyaset mi Olur?
Deprem gibi doğal afetlerde Türklük,
Kürtlük davası olmaz. Bu tür
günlerde kardeşlik konuşur. Bu tür
günlerde halk devleti aramak zorunda
kalmaz. Çünkü bu tür günlerde devlet
de halkın yanındadır.
Bazı çevreler X kanalındaki şu
sunucu doğuyu kötüledi türünden
sözler iddia edebilir. Bu iddia
gerçek de olabilir. Bu tür
durumlarda kendini bilmezlerin
lafına bakarak olayı uzatmamak
lazım. Moral düzeylerimiz ne kadar
çok yüksekse o kadar da büyük
düşünür ve bu tür kişilerin
sözlerini de duymak yerine çöpe
atabiliriz. Türkiye gündeminde Van
depremi varken birilerinin sırf
gündemde yer almak için sarf
ettikleri sözlere karşılık
vermemeliyiz. Bırakalım da cezasını
rabbimizden bulsunlar. Elbet hak
haklıya verilir. Aynı zamanda ağlama
sırası doğuda diyenleri de
takmayalım. Biz zaten ne olduğumuzu
biliyorsak ve ne olacağımızın da
farkındaysak kimin ne dediği pek
önemsenmemelidir. Unutmayın ki bu
tür günlerde çıkarcı insanlar da
sahnede olur. Onlar da unutmasın ki
hiç kimse Vanlı kardeşlerimin
moralini bozamaz!
Ah be Muhtar! Yine mi?
Daha önceki birçok yazımda
muhtarların işlerini yapmadıklarını
ele almıştım. Ne yazık ki bu deprem
hadisesinde de muhtarlar bizleri
yalnız bıraktılar.
Biz muhtarları koltuğa yapışsınlar
diye seçmedik. Aynı şekilde biz
muhtarları mühürledikleri en basit
bir belge için bile ücret alsınlar
diye de seçmedik. Biz onları hizmet
için seçtik. Bir kâğıdı mühürlemeyi
kuşkusuz her birey yapabilir.
Sevgili muhtarlar nerdesiniz? Bir
zahmet sorumlu olduğunuz bölge
halkının imdadına yetişiniz. Onların
ihtiyacı olan çadırlar için bir
koordinasyon yapınız. Bu kesinlikle
zor olmayacaktır. Gün yandaşlık günü
değildir. Bir mahallede muhtarını
bile tanımıyorsa, muhtarın yüzünü
bir kez olsun görmemişlerse sorumlu
kesinlikle muhtardır. Aynı şekilde
muhtar bu günlerde ortadan
kaybolmayı huy edinmişse soğuk
yağmurlu gecelerde hayatını
kaybedenlerin de sorumlusu
muhtardır. Muhtar ki sorunları,
eksiklikleri en iyi şekilde
belediyeye ya da valiliğe bildiren
en küçük mercidir.
Vali tek başına Van'la ilgilenemez.
Muhakkak bilgi alacağı, destek
alacağı kurumlar olacaktır. Elbette
ki Vali'yi ya da Başbakan'ı suçluyor
değilim. Ama ortada bir koordinasyon
yokluğu yaratılmışsa birilerine
hesap sormak da en doğal hakkımızdır
diye düşünüyorum.
İsterdim ki?
İsterdim ki böylesi zor günlerde
helikopterle bölge analizi dışında
keşke sokakları tek tek dolaşarak da
yapılsaydı. Ve basın mensubu
arkadaşlar keşke bazı gerçekleri
ekrana getirmekten çekinmeseler.
Keşke sahte rakamlar verilmese.
Nefesimiz Yeterse Eğer
Depremlerde elbette ki korkularımız
olacaktır. Elbette ki aksayan
durumlar olacaktır. Ama kim ne derse
desin nefesimiz aynı yerdedir. Van
depreminde hayatını kaybeden tüm
vatandaşlarımızın mekânı cennet
olsun. Yakınlarına rabbimden sabır
diliyorum. Enkazdan yaralı olarak
kurtarılanlara da acil şifalar
diliyorum.
Bir Vanlı olarak bir şeyler yazmaya
ve dile getirmeye çalıştım. Umarım
kırık kalemimden dökülen sözcükler
bir nebze olsun birilerine ders
olur. Bu yazıyı yazarken zaman zaman
artçı depremler de oldu. Ölümü göze
alarak gerçekleri yazmak istedim.
Eğer nefesimiz yeterse ve Van'da
kalp atışlarımız sabrını kaybetmezse
yakın zamanda yeni yazılarımla siz
değerli okuyucularımla olacağım. Bu
süreçte hepinizden dualar
bekliyorum. Kendim için değil, Vanım
için dua etmenizi rica ediyorum.
"Ölüm beni çağırıyor anne! Ama ben daha önce hiç ölmedim ki..."